İçeriğe geç

Restoranınız için QR menü nasıl hazırlanır?

QR menü iki parçadan oluşur: telefonun tarayıcısında açılan bir menü ve masada duran, o menüye giden bir kod. Kodu oluşturmak beş dakikanızı alır. Asıl iş menünün kendisinde ve misafirin fark ettiği de o kısım.

Yayın tarihi: · QRider

İşe elinizdeki menüyle başlayın

Basılı menüyü, kara tahtadaki günün yemeklerini ve garsonların her akşam ağızdan saydıklarını yan yana koyun. Gerçek menünüz bu üçünün toplamıdır. Dijitale geçmek iyi bir temizlik fırsatı: aylardır yapmadığınız yemekleri çıkarın, birbirinin neredeyse aynısı olanları birleştirin, tabaktakiyle artık uyuşmayan açıklamaları düzeltin.

Sonra kategorilere karar verin. Kategorileri mutfağın düzenine göre değil, misafirin aklına göre kurun. Çoğu restoranda başlangıçlar, ana yemekler, tatlılar ve içecekler yeter. Bir kafede sıcak kahveler, soğuk içecekler, çaylar, tatlılar ve kahvaltı daha doğal durur. Telefonda sayfa çevrilmez, kaydırılır; on beş küçük kategori arasında yol bulmak, beş altı net kategoriden çok daha zordur.

Her ürüne ne yazılmalı?

Her yemek ve içecek için şunları hazırlayın:

  • Salonda nasıl söyleniyorsa o isim. Herkes "ev köftesi" diyorsa menüde de öyle yazsın.
  • Kısa bir açıklama: ana malzemeler, pişirme şekli ve misafiri şaşırtabilecek ne varsa (acılı, soğuk servis, iki kişilik gibi).
  • Fiyat, her yerde aynı biçimde. "250 TL" mi, "250,00 ₺" mi, birini seçip hep onu kullanın.
  • Fiyatı değiştiriyorsa porsiyon ya da hacim: 33 cl veya 50 cl, yarım veya tam porsiyon.
  • Alerjenler ve diyet bilgisi.

Açıklamalar bir iki satırı geçmesin. Telefon ekranı dar; her ürünün altına bir paragraf yazınca menü bitmeyen bir kaydırmaya döner. Anlatmaya değer hikâyesi olan bir yemeğiniz varsa onu bir iki imza tabağınıza saklayın.

Alerjen bilgisi ayrıca özen ister. Hangi üründe hangi alerjenin olduğunu bilin ve her üründe aynı şekilde belirtin. Kurallar bulunduğunuz yere göre değişir, bu yüzden size hangisinin uyduğunu kontrol edin. Ayrıntıları restoran menülerinde alerjen bilgisi yazımızda anlattık.

Fotoğraf: az olsun, iyi olsun

Fotoğraf yemeği satar ama kötü fotoğraf, hiç fotoğraf olmamasından daha kötüdür. Gece on birde sarı ışık altında çekilmiş karanlık bir güveç kimsenin iştahını açmaz. Bir yemeği iyi çekemiyorsanız fotoğrafsız bırakın.

Profesyonel fotoğrafçı şart değil, gün ışığı şart. Öğleden önce pencere kenarında, sade bir zeminde, oturan bir misafirin gözünün hizasından çekin. Tam tepeden çekim pide, pizza ve kâselerde güzel durur; hamburgeri ise yassı bir daireye çevirir. Tabağın kenarını silin, on kare çekip birini seçin.

Her ürüne fotoğraf koymanız da gerekmez. En çok satan ya da en çok sorulan on, on iki ürünün fotoğrafı olsun, garnitürler fotoğrafsız kalsın; menü bilinçli hazırlanmış görünür. Dosya boyutuna da dikkat edin. Zayıf mobil bağlantıdaki misafir, fiyatı görebilmek için 6 MB'lık bir görselin açılmasını beklememeli.

Fiyatlar ve sık değişenler

Dijital menünün asıl faydası kolayca değiştirilebilmesi, o yüzden bunu baştan planlayın. Fiyatları ve tükenen ürünleri ekipte kim, ne zaman güncelleyecek? Günün balığı her sabah değişiyorsa, birinin menüyü de her sabah servisten önce güncellemesi gerekir; misafir uyardıktan sonra değil.

Menüdeki fiyat adisyondaki fiyatla aynı olmalı. Zam yaptığınızda önce menüyü, sonra kasayı güncelleyin. Misafirler karşılaştırır.

QR kodu oluşturmak

QR kod aslında bir bağlantıdan ibarettir. Bu bağlantıyla ilgili iki şey önemli:

  • Kod, sizin yönettiğiniz ve değişmeyecek bir adrese gitmeli. Kod doğrudan ücretsiz bir dosya paylaşım sitesindeki belgeye gidiyorsa, o bağlantının bozulduğu gün masalardaki bütün kodları yeniden bastırırsınız.
  • Adres kısa olmalı. Kısa adres daha seyrek, kareleri daha iri bir kod üretir; böyle bir kod uzaktan ve loş ışıkta daha kolay okunur.

Kodu küçük bir PNG yerine vektör dosya (SVG ya da PDF) olarak indirin ki matbaa onu bulanıklaştırmadan büyütebilsin. Kodun etrafındaki beyaz boşluğa dokunmayın. O boşluk kodun bir parçasıdır ve yerden kazanmak için kenarı kırpmak, kodların okunmamasının en sık sebeplerinden biridir. En güvenlisi açık zemin üzerinde koyu renk koddur. Koyu zemin üzerinde açık renk kodlar ve soluk kurumsal renkler bazı telefon kameralarını zorlar.

Ne büyüklükte basılmalı, nereye konmalı?

Masa üstü standında ya da masaya yapıştırılan etikette kod en az 2–3 cm genişliğinde olmalı, 3–4 cm daha rahattır. Oturan misafir telefonu koddan yaklaşık 20–40 cm uzakta tutar ve kod büyüdükçe daha çabuk okunur. Yaygın bir pratik kurala göre kodun genişliği okuma mesafesinin onda biri kadar olmalı. Bir metre öteden okunacak bir vitrin afişinde bu, 10 cm civarında bir kod demek.

Kodun yanına "Menü için okutun" gibi kısa bir yazı ekleyin. Gereksiz gibi görünebilir ama masada tek başına duran bir kod Wi‑Fi şifresi de olabilir, anket de, yorum sayfası da. Kamerası kodu okumakta direnen misafir için altına kısa web adresini de yazın.

Her masaya bir kod koyun; her sandalyeden görünsün ya da en azından elden ele kolayca geçsin. Islanacağı, yağlanacağı, tabak ve tuzluk altında kalacağı yerlerden kaçının. Laminasyonlu kartlar ve pleksi standlar silinmeye dayanır, bantla yapıştırılmış kâğıt bir hafta bile gitmez. Bahçe ve teras masalarında parlamayı hesaba katın: güneş alan parlak laminasyon kodu okunmaz hale getirebilir, mat yüzey daha güvenlidir.

Gerçek telefonlarda, gerçek ışıkta deneyin

Yüz tane masa standı bastırmadan önce bir tane bastırıp deneyin:

  • En az bir iPhone ve bir Android telefonla, ayrı bir okuyucu uygulamayla değil, telefonun kendi kamerasıyla.
  • Masada oturarak, misafirin telefonu tutacağı mesafeden.
  • Akşam servisindeki gerçek ışıkta. Ofis lambası altında sorunsuz okunan kod, mumla aydınlatılan bir masada okunmayabilir.
  • Wi‑Fi kapalıyken mobil veriyle; menünün gerçekte kaç saniyede açıldığını görmek için.
  • Telefonun yazı boyutu büyütülmüşken. Pek çok misafir telefonunu böyle kullanıyor.

Ardından menünün tamamını misafir gözüyle telefonda okuyun. Fiyatlar dokunmadan görünüyor mu? Uzun ürün adları tuhaf yerlerden bölünüyor mu? İçeceklere birkaç saniyede ulaşabiliyor musunuz? Menüyü hiç görmemiş bir çalışanınıza telefonu verin ve belirli bir şeyi, örneğin vejetaryen bir ana yemeği bulmasını isteyin. Nerede takıldığına bakın.

Kodun arkasına PDF koymak

QR menüye en hızlı giden yol, basılı menüyü PDF olarak kaydedip bir yere yüklemek ve kodu ona bağlamaktır. Çalışır; menüsü nadiren değişen küçük bir işletme için yeterli de olabilir. Ama telefonda ciddi eksikleri var. A4 ya da A3 için tasarlanmış bir sayfayı okumak için misafir ekranı büyütüp sağa sola kaydırmak zorunda kalır. Bazı telefonlar dosyayı tarayıcıda göstermek yerine indirip ayrı bir uygulamada açar. Büyük PDF'ler mobil veriyle yavaş açılır. Her fiyat değişikliğinde de tasarım dosyasını açmak, yeniden PDF almak ve yeniden yüklemek gerekir, çoğu zaman da yeni bir bağlantıya.

Menünüz yılda birkaç kereden sık değişiyorsa, telefon ekranı için hazırlanmış bir menü size zaman kazandırır. İkisini PDF menü ile dijital QR menü arasındaki fark yazımızda daha ayrıntılı karşılaştırdık.

Basılı menüyü kaldırmayın, menüyü güncel tutun

Bazı misafirler telefon kullanamaz ya da kullanmak istemez. Şarjı bitmiştir, gözleri iyi görmez ya da yurt dışından gelmiştir ve interneti yoktur. Barda ya da karşılamada birkaç basılı menü bulundurun. Şık olması gerekmez ama dijital menüyle aynı olmalı; fiyat değiştiğinde onları da yenileyin.

Menü yayına girdikten sonra haftada ya da iki haftada bir, misafirin telefonundan bakar gibi menüye göz atın. Kalkan yemekleri silin, mevsimlik ürünleri kontrol edin, geçen cumartesi tükendi diye işaretlenen ürünün salı günü hâlâ öyle görünmediğinden emin olun. Güncel olmayan bir QR menü, güncel olmayan basılı menüden daha kötüdür; çünkü misafir dijital menünün en güncel hal olduğunu varsayar.